Browse > Home /

| Subcribe RSS

Teknoloji alanında 2010’un getirdikleri

July 4th, 2011 | No Comments | Posted in Mobile, Technology

Epey uzun bir süredir yazı yazmaya hasret kalmıştım. Aslında bu zaman zarfında hem iş yoğunluğumdan ötürü, hemde yazmaya vakit ayıramamanın getirdiği kırgınlık; beni yazı yazmaya push etmenin yegane alevleyicisi oldu. Ciddi bir birikim ve bekleyen konu başlıklarından sonra kaldığım yerden devam ediyorum. Bundan böyle çok daha sık yazmaya gayret göstereceğim.

Öncelikle nereden başlayacağımı bilemiyorum. Teknoloji artık teknoloji olmaktan çıktı ve adeta bir ışık hızı gibi ilerliyor; durdurmak ve hatta yakalamaya çalışmak bir hayli zor. Kimi kesimler özellikle adaptasyon konusunda ciddi çekincelere sahip olsalar da, teknoloji artık hayatımızın her alanında gücünü hissettiriyor ve yakalayamayan geride kalıyor.

Mobil Devrim

Mobilite belki de günümüzde en etkili iletişim aracı. Artık sadece telefon olarak değil, birer akıllı aygıt olarak ta lanse edilen bu teknolojinin kuşkusuz en büyük avantajı; Internet. Apple’ın iPhone ve iPad’leri, Android’in hızla yükselen grafiği, Microsoft’un mobil işletim sistemi gibi çoğaltabileceğimiz bu alan, özellikle uygulama bazında ele aldığımızda ön plana çıkıyor. Devir mobilite devrine girerken; bu alandaki dizüstü bilgisayar ve netbook adı verilen daha az performanslı cihazlar artık kullanılmamaya başlandı. Örneğin kız kardeşim henüz 20 yaşında olmasına rağmen, iPhone 4 alması ile birlikte ona hediye ettiğim dizüstü’nün artık yüzüne bile bakmıyor. Neden mi? Çünkü dizüstü ile yapabildiği herşeyi bu akıllı telefon ile fazlası ile yapabiliyor. Burada aslında üzerinde durulması gereken teknolojinin getirdiğinden çok, uygulanabilirite ve ergonomi. Bana göre Android yükselen bir trend olmasına rağmen henüz hala tam olarak oturamadı. Tablet ve telefon alanında esas patlamanın 2011’in sonuna doğru olmasına bekliyorum. Burada anahtar sözcük “Uygulama” . Bu platformlarda ne kadar çok verimli ve efektif uygulama görürsek; bu platformların gücünü o kadar daha iyi hissedebileceğiz.

Internet İletişimi

Biz hala 3G ile yerimizde sayaduralım; Verizon ABD’de birçok eyalette başlattığı hızlı LTE ağını devreye soktu. Bu teknolojiye alternatif olarak sunulan WiMax ve HSPA+ hizmetleri de farklı operatörler tarafından devreye alınırken; şu an hala çalışma ve testleri devam eden LTE Advanced teknolojileri 4G’nin önünün ciddi manada sağlam olduğuna işaret ediyor. Geçenlerde hayatımda ilk defa Turkcell 3G ile saniyede 550kb’lık veri transfer hızı gördüğümü varsayarsak; 4G ile bu hızın 3 ile 5 Mbps arasında değişen hızlara ulaşacak olması, ne kadar hızlı bir bağlantı altyapısının olduğuna dair sizlere örnek verebilir. İletişim olarak baktığımızda ise bu konuda aşağıdaki Sosyal Medya konusunu inceleyebilirsiniz.

Siber Savaş Dönemi mi başlıyor?

Aslında bu konu başlı başına bir yazı niteliği taşıyor ancak kısaca değinmek istiyorum. Teknolojinin ilerlemesiyle birlikte Dünya’da bir trend haline gelen Enerji Kaynaklarının Dijital Ortama geçiş evresi SCADA olarak isimlendiriliyor. Durum bu hale gelince, enerjinin korunumu da ülkeler açısından bir hayli önem kazanmak zorunda. Düşünsenize, bir ülkenin tüm elektrik şebekesi dijital ortama aktarılıyor ve bu sistemin bir anda çökmesi ile yaşanacak enerji krizini yönetmek ne kadar zorlaşabilir? Yemek yemeden haftalarca yaşabilirsiniz, peki ya su içmeden? Ülkelerde bir nevi böyle. Enerji olmadan işlerin devam etmesi imkansıza yakındır. Cep telefonunuz olmadan ne kadar idare edebiliyorsunuz? Peki ya bilgisayarınız? Peki, Buzdolabı ya da kombi’ye ne demeli? İşte hacker’ların ana hedefi de bu SCADA sistemlerini hackleyerek, ülkelere zarar vermek. Stuxnet adı verilen bu sanal saldırılara, ilgili sistemlere yerleşerek onları devre dışı bırakıyor ya da kontrolü bir başkası ele geçiriyor. Neyse ki bu konuda da pekçok güvenlik çözümü var, sonraki yazılarımda detaylıca değineceğim.


Sosyal Medya

Bu adı artık heryerde duymaktan sıkılan bir kullanıcı olarak, ne kadar etkisiz kullanıldığına mı yanayım yoksa kendini bu alanda uzman ilan eden insanlara mı bilemiyorum. Ancak bir gerçek var ki, sosyal medya denilen bu kadar artık hayatımızın her alanında. Hatırlıyorum da yaklaşık 2 sene önce şöyle demiştim; ” Ünlü kişiler kendi Internet sitelerini kuracaklarına facebook’u kullanarak bir fan-page oluşturup; çok daha verimli bir şekilde hayranlarına erişebilirler” Şimdi bakıyorum, fan-page’ler patlama seviyesine ulaştılar. Bu lafı ettiğim zamanlarda hayranı olduğum Vin Diesel’in kullanıcı sayısı 2 milyon civarında idi. Şimdi bakıyorum 27 milyon seviyesine ulaşmış bulunuyor. Rakamı hayal edebiliyor musunuz? En ufak bir güncelleme yapıldığında, erişebileceği 27 milyon kişi var. İnanılmaz bir rakam. Hatta belki de facebook fan page ve twitter gibi ortamlar yüzünden haber siteleri bile tarih olabilir. Bugün yine ünlülerin fanları twitter üzerinden direkt olarak sevdikleri kişi ya da markaları takip edebiliyor hatta siyasi kişilerle dolaylı yoldan da olsa fikir alış-verişi yapabiliyorlar.

2010 için kısa ve hızlı bir analiz, giriş yaptım. 2011 için özellikle IT alanında çok güzel gelişmeler yaşanacak.

Tags: , , ,
  • Site istatistik

    Bugünkü ziyaret: 15
  • Add to Technorati Favorites

    Mail adresinizi girin:



  • Google Connnect
  • RSS DarkHardWare News