Browse > Home / Bilgi Teknolojileri / Blog article: Disaster Recovery: Hatalardan ders almak

| Subcribe RSS

Disaster Recovery: Hatalardan ders almak

September 16th, 2009 Posted in Bilgi Teknolojileri

Geçtiğimiz günlerde yaşadığımız sel felaketinden dolayı, birçok vatandaşımız hayatını kaybetmiş ve ciddi ölçüde iş gücü kaybının yanında yüksek miktarda maddi hasar çıkartılmıştı. Bu noktada üzerinde durulması gereken 3 konu var;

  1. İnsanlık
  2. Yönetim tarzı
  3. Profesyonellik

Ben daha çok 3. şık üzerinde duracağım ve biraz da 2. şık üzerine değineceğim.

Felaket Yönetimi, özellikle kurumsal büyüklükteki firmaların MUST’ları arasında olmalıdır. Felaket yönetimi ya da diğer orjinal adıyla “Disaster Recovery” nedir diyenler için uzun uzadıya açıklama yapmayacağım ancak konu ile ilgileniyorsanız çok detaylı açıklamalar Wikipedia adresinde mevcut. Özetlersek;

Disaster Recovery is the process, policies and procedures related to preparing for recovery or continuation of technology infrastructure critical to an organization after a natural or human-induced disaster.

Felaket yönetimi; insan ya da doğal afet sonucu oluşan ilgili sistemlerdeki aksamaların oluşmaması ve/veya sistemlerin kesintisiz bir şekilde çalışmaya devam etmesi için oluşturulan prosedür, politika ve aşamaların tümüne verilen genel bir terimdir.

Bu konuda çok örnek verilebilir ancak geçtiğimiz felaketle birlikte, sistem odalarının hali televizyonlara kadar çıkan güzide GSM operatörlerimizden birinin düştüğü durum içler acısıydı. Özellikle milyonların iletişimi için hizmet veren bu firmanın bu tarzdaki bir olaya sebebiyet vermesine anlam veremedim. Türk kökenli bir firma ile ortaklık kurabilir ya da tamamen satın alabilirsiniz; ancak bunun öncesinde yapılmayan (ya da yapıldıysa bile uygulanmayan) Risk Yönetimi ve/veya Felaket Yönetimi gibi politikalarınızdan dolayı müşterileriniz mağdur etmemelisiniz.

Bugün orta-ölçekli bir firmanın bile, müşterilerini mağdur etmemek için en az 2 farklı konumda çalışan sunucuları ya da en azından minimum kayıpla atlatılmak üzere, backup sistemleri bulunuyordur. Hatta kendimden örnek vermek gerekirse; Büyük bir kurum için yaptığım projeyi planlarken, kurumun isteği üzerine ek maliyetleri de göze alarak, birlikte off-site bir DR planlaması yapmıştık. Sistemler eş zamanlı çalışabildiği gibi, herhangi bir sistemin off olması durumunda bile bu DR noktasındaki sistemler “İş devamlılığı” nı sağlayacak ve herhangi bir kayba sebebiyet vermeyecekti. Burada ana sıkıntı; Planlama maliyeti ile felaket sonrası ortaya çıkacak olan maliyetlerin hesaplanması:

“The Cost of Planning vs the Cost of Failure”

Peki, kurumlar kabaca ne yapmalı?

  • 90’lı senelerde bile aynı bölgenin benzer bir sel felaketine mağruz kaldığını araştırıp, mevcut şirket binasını farklı bir yerde (Teknoloji Merkezleri genellikle şehir dışlarına inşa edilir ve kurumların ana binalarıyla sürekli iletişim halinde olması sağlanır. Bu nedenle, kurumun merkezi nispeten şehir dışına ve daha az riskli (Risk her zaman vardır) bir yere) konumlandırılabilirdi
  • Sistem odalarını daha etkin bir şekilde tasarlayarak, özellikle sele karşı geliştirilecek “lifting” sistemi kurulabilirdi. Bu konu, videoyu izlerken aklıma gelmiş ve fikrimi paylaştığım mühendis bir arkadaşım, “Bu sistem zaten çok büyük bir kurumda uygulanıyor” dedi
  • Hazırda var mı bilmiyorum ama gördüğümüz kadarıyla yok; birden fazla Datacenter kurup, hepsinin eş-zamanlı, senkron bir şekilde çalışmasını sağlayabilirdi
  • Uluslararası firmalar farklı ülkelerde nasıl konumlandırılıyor, merak ediyorum. Acaba Headquarter’ın koyduğu kurallar mı, yoksa yerel yönetimlerin oluşturduğu prosedürler mi geçerli?
  • Sadece sel değil, deprem, şiddetli fırtına, terör olayları (Bknz 11 Eylül) gibi konular, kendi içlerinde ayrı olarak değerlendirilmeli

Biraz da yönetim kısmına değinelim. Çeşitli alanlarda olduğu gibi bu sel felaketi ile öncelikle ülke daha sonra İstanbul Yönetimi başta olmak üzere birçok konuda  sınıfta kalıyoruz. Günü değil, geleceği kurtaracak/yüceltecek yönetim tarzlarını benimsediğimiz ve uyguladığımız sürece, yaşanılabilir ve kesintisiz hizmet alabileceğimiz bir toplum olacağımızı ümid ediyor ve inanıyorum. Son olarak, her zaman benimsediğim bir fikri sizlerle paylaşmak istiyorum:

Design, before implementation!

Cevap Bırakın

Spam Protection by WP-SpamFree

  • Site istatistik

    Bugünkü ziyaret: 26
  • Add to Technorati Favorites

    Mail adresinizi girin:



  • Google Connnect
  • RSS DarkHardWare News