Browse > Home / Archive by category 'Güvenlik'

| Subcribe RSS

İnternet saldırılarının %19′u Web 2.0 Sosyal Ağlarda gerçekleşti

August 19th, 2009 | No Comments | Posted in Güvenlik

Kabul edelim, herşeyi hızlı tüketiyoruz. Hızlı tükettiğimiz gibi yeni teknoloji ve trendlere kolay adapte oluyoruz. Değişmeyen tek şey ise, zihniyetler oluyor. 2009 senesinin sonlarına yaklaştığımız bu dönemde, bu seneye ait yükselen trend olarak Sosyal Ağ sitelerini örnek gösterirsek, sanıyorum ki yanılmayız. Bu nedenle bu ortamlarda dikkat edilmesi gereken güvenlik tedbirlerine bir önceki yazımda değinmiştim. Bu sefer İnternet saldırılarının yeni hedefi haline gelen Sosyal Ağ siteleri hakkında yapılan bir araştırmaya değineceğiz. More »

Tags: ,

Dijital Tehlike: Sosyal Ağ ortamlarında almanız gereken tedbirler

July 23rd, 2009 | 3 Comments | Posted in Güvenlik, Kimlik Yönetimi

Hepimiz farkındayız, sosyal ağlar bu aralar oldukça popüler ve bu popülerlik gün geçtikçe artmaya devam ediyor. Bireyler başta olmak üzere; markalar ve firmalar “Sosyal Ağ” kavramını yavaş yavaş kafalarında oturtmaya ve uygulamaya başladılar. Bu artan ivmeyle birlikte güvenlik kavramı da ciddi bir önem kazanmaya başladı. Bu nedenle kabul edin, siz artık bir Sosyal Ağ bağımlısısınız. Meraklanmayın, bu alanda her bünyeye göre bir ilaç var: Facebook, twitter, linkedIN, friendfeed ve diğerleri… Peki sizin ilacınız hangisi? Birden fazla ilacı bünyeniz kaldırmıyorsa, size aşağıdaki tavsiyeleri önerebilirim. Prospektüsü dikkatle okumadan önce, lütfen kullanmayın  :)
- More »

Tags: , ,

WordPress Güvenliği üzerine almanız gereken tedbirler

July 15th, 2009 | 1 Comment | Posted in Güvenlik

İnternet kullanımının, paylaşımın, sosyal medya’nın, blogger’lığın arttığı bugünlerde gördüğümüz ve takip ettiğimiz birçok blog sayfasının çoğu WordPress üzerine kurulu. Hal böyle olunca, güvenlik daha büyük bir önem kazanıyor çünkü kötü amaçlı kişiler (nedense bunlara hacker deniyor) çeşitli çıkarlar uğruna bu tür sitelere çeşitli zararlar verebiliyorlar. Aslında mantık basit: platformların açıklıklarından yararlanan bu kişiler, bazen sırf rep (reputation, ün, şöhret) yapma adına siteleri hack’leyebiliyor.

Bir ara tartışmıştık, bu zamanda neden WP’de hala en azından HTTPS desteği yok diye. Formlar hala plain text üzerine kurulu, şifreler ise muamma. Eğer platform olarak WP kullanıyorsanız, bu şifrelerinizin kompleksliğinden ne derece eminsiniz? En az 8 karakter, büyüklü-küçüklü, sayılı ve %&/_= tarzı karakterler kullandığınızdan emin misiniz?

Dahası tabii ki var, FriendFeed’de paylaştığım post’a bakabilir ya da  Slideshare’de bulduğum bir sunuma aşağıdan direkt olarak gözatabilirsiniz. Başka bir blog yazısında bu güvenlik öğelerine detaylı değinebilirim.

Tags: , , ,

Google, Microsoft’a kafa mı tutuyor?

July 14th, 2009 | No Comments | Posted in Güvenlik

Etrafımdaki insanlarda görüyorum, bir konsol hevesidir gidiyor. Ben ne yazık ki bu furyaya dahil olamadım ve bugüne kadar benim sadık yarim hep PC olmuştur (Karakutu hariç :) ). Her alanda PC’yi konsollara tercih ettim. Sebebi sanırım uzun bir süredir PC kullanıyor olmam. Kuzenimin 286′sıyla başladığım macera, kendi 486 DX2-66 PC’mi almamla birlikte devam etti. O zamanlar Windows  işletim sisteminden yoksun olarak, MS-DOS üzerinde çalışırdım. O zamanlar bir başka güzeldi, GUI ortamından yoksun sadece komut sistemiyle çalışılan bir işletim sistemi düşünün. Oyunların çalışması için memmaker yapar, PC’nin 2 kere restart’tan sonra fazladan hafızaya sahip olmasını sağlardık. Turbo tuşunu ve Basic ile yazılmış Gorilla.BAS oyununu söylememe bile gerek yok sanırım :)

Bir zamanların gençliği bu siyah ekran üzerinde geçirdi yaşamını. 5.25″ boyutundaki 720kb’lık(Double Density) disketlerle kaç defa tak çıkar yaptığımı dün gibi hatırlarım, güzel ve bir o kadar da zor günlerdi ancak insan zorluğa göğüs gererek öğreniyor bazı şeyleri. Mesela yukarıda bahsettiğim makinayı o zamanın parasıyla yaklaşık 1000 dolara Escort Bilgisayardan almıştım ancak üzerinde yüklü gelen işletim sistemi olan Windows 3.11, nedense daha ilk açılışta kilitlenmiş ve belki de ileride Windows’tan nefret etmemi sağlayacak bir neden daha yaratıyordu adeta. Microsoft bu tabularını Windows 7 ile atmaya çalışırken, kendisine çok ciddi bir rakip çıktı; o da GOOGLE!

İnternette arama yapma macerası ile yolan çıkan Google, şimdilerde özellikle yazılım dünyasına ses getirecek bir projenin üzerine çalışıyor. O da, Google Chrome işletim sistemi.

Chrome internet tarayıcısı ile dikkatleri üzerine çeken Google, aynı başarıyı ve daha fazlasını işletim sisteminde de yaşamak istiyor. Ancak çok ciddi bir rakibi var, o da Microsoft. Gerçi bunu şahsi olarak pek bir rekabet olarak görmüyorum çünkü Google akıllı davranarak bu CHROME’u özellikle netbooklar için sunmayı planlıyor. Microsoft gibi çeşitli sürümler yerine, tek bir sürüm halinde çıkması planan Chrome işletim sistemi, bu yönden kesinlikle avantajlı ve üstelik ücretsiz!

Bir yanda MSN, Hotmail, Office, Windows Mobile ve yazılım geliştiriciler için sunulan bir platform ile Microsoft; diğer yanda GMail, Google Docs, Android, Chrome ve çeşitli hizmetlere yönelik servisleriyle Google.

İnternette Arama (Online Search):

Bazılarına göre Google deyince akıllara ilk olarak internetten arama geliyor. Ve böyle düşünmekte haklılar da. Nitekim internet aramalarının yaklaşık olarak %80′i Google üzerinden gerçekleştiriliyor. Bu değerin en büyük nedenlerinden bir tanesi olarak Adwords’le elde ettiği müşteri sayısı ve buna bağlı olarak kazancı örnek gösterebiliriz. Microsoft tarafında ise, yıllardır pek etkili olamayan Live arama servisi vardı. Şimdilerde ise Bing oldukça popüler. Bing, kullanıcıları linklere götürmekten ziyade ilgili bilgiye sentezleyerek kullanıcılarının önün sunuyor. Harcanana 100 milyon dolarlık reklam gelirleri ve basın gücü ile Microsoft ancak %8 ile 9 arasında bir arama oranına sahip.

İşletim Sistemi (Operating System):

Bu konuda avantaj kesinlikle Microsoft’un. MS-DOS ile başlayan 30 yıllık bir deneyim, şu sıralar oldukça popüler olan Windows 7 ile devam ediyor. XP’den sonra yaşanan Vista felaketi ile akıllanan Microsoft, Windows 7 ile kullanıcılarını memnun etmiş gözüküyor. Ayrıca dünyada satılan PC ve özellikle dizüstülerin %80′inden fazlasında Microsoft imzası var. Bunun ana nedeni, donanım üreticileri ile MS arasında yapılan lisans anlaşmaları. İsteseniz de, istemeseniz de bu işletim sistemini size kullandırtıyorlar. Ayrıca yine akıllı telefon alanında Windows Mobile’ da oldukça sık kullanıyor. Google tarafında işler biraz kesat ama kesinlikle ümit verici. 2007 yılında cep telefonları için başlayan Android işletim sistemi macerası, şimdilerde Chrome ile devam ediyor. Google’un sunduğu çözüm daha çok internet ve tarayıcı üzerine olacak. Optimizasyonu gerçekten merak ediyorum.

İnternet Tarayıcıları (Internet Browsers)

Microsoft uzun bir süredir bu sektörde söz sahibi. Eskiye nazaran ciddi bir kayıp veren MS, bu duruma rağmen uzun bir süredir %60 – 65lik bir oranla lider durumda. Firefox’un çıkışı  ile pazar payını azaltan MS, bu başarısını, kuşkusuz işletim sistemi ile birlikte entegre gelen Internet Explorer’a borçlu. Bu konuda Avrupa’da haksız rekabet yaptığı gerekçesiyle Microsoft’a 899 milyon Euro para cezası verilmiş ancak sonradan bu ceza durdurulmuştu. Şimdilerde Chrome ile bu sektöre taze kan sokan Google, aynı tarayıcısını yine Chrome adlı işletim sistemiyle birlikte ücretsiz olarak sunucak. Chrome’un bu alandaki yüzdesi yaklaşık olarak %3 dolaylarında (Opera ve Safari’yi sollamış durumda).

ve Reklam Gelirleri:

Bu konuda çok şey yazılıp, çizilebilir. Google’ın Adsense avantajına karşılık Microsoft’un MSN portalını saymaz isek,  internet üzerinden herhangi bir kazancı yok. Bu konuda 2008 yılı için 1.2 milyar dolar kaybeden firma, 2007 senesinde  Aquantive firmasını yaklaşık olarak 6 milyar dolarlık bir bütçe ile bünyesine katmıştı. Firma bu konuda 2009 yılına istinaden ciddi bir kazanç beklediğini de hatırlatalım.

Son sözler:

Google Chrome ve çeşitli internet servisleri ile  yoluna emin adımlarla devam ederken, Microsoft; Windows 7 ve Office 2010 ile şov yapmaya hazırlanıyor. Yılların getirdiği deneyimi ya da potansiyel vaadeden Google’ı seçmek sizin elinizde…

Derleme: Wired

Tags: , , , , , , ,

Mozilla Firefox 3.5 ile Private Browsing: İnternette izinizi kaybettirin

July 7th, 2009 | No Comments | Posted in Güvenlik

Hemen hemen her sektörde yaşanan çeşitli rekabet koşullarından en çok şikayet eden kesim “kullanıcılar” desek yanılmayız herhalde. Kafası karışmış ve hangisi benim için daha uygun acaba? şeklinde düşünen kullanıcıların bir hayli fazla olduğunu düşünüyorum. Bu sektörlerden bir tanesi de tahmin edebileceğiniz gibi, Bilişim ya da internet sektörü.

Özellikle internet tarayıcıları konusunda hala çeşitli söylemler, deneyim ve inceleme sonuçları bulunuyor. Ancak tüm rekabet ortamına karşı, aralarından sadece biri, diğerlerine nazaran üstünlüğünü nispeten ispatlamış durumda: Mozilla Firefox! Yıllarca Internet Explorer ve Netscape Navigator kullanan (Opera deneyimlerimi katmıyorum) biri olarak söyleyebilirim ki, yavaş ama emin adımlara sektörde adını duyurmaya başlayan Firefox, o zamanlardaki rakipleri Opera ve Safari ile değil, direkt olarak ie ile rekabet etmeye başlamıştı. Şimdilerde ise ie’ye kafa tutarak, kendisine oldukça popüler bir ortam yaratan Firefox, internette 24 saat içinde indirilen dosya rakamı (8 milyon indirilme) olarak, Guiness Rekorlar kitabına geçmişti.

Firma şimdilerde Firefox 3.6 Namoraka’nın arifesinde haftalardır beklenen ve ” daha hızlı, daha akıllı ve daha güvenli ” sloganıyla sunduğu Firefox 3.5 sürümünün başarısını konuşuyor. Bu yazımızda özellikle yeni sürümün özelliklerinden bir tanesi olan Private Browsing (Bundan böyle PB olarak geçecek) konusunu incelemeye alıyoruz.

Güvenli Sörf deneyimine hazır mısınız?

Öncelikle adından da anlaşılacağı üzere, yeni özellik, internette güvenli bir şekilde sörf deneyimi sunuyor. Ctrl+Shift+P ile erişebileceğiniz bu özellik ile anında yeni bir pencerede güvenli şekilde sörf deneyimine başlayabilirsiniz. Peki nedir bu güvenli sörf deneyimi? Açıklayalım;

  • Öncelikle şifreleriniz(Passwords). Şifre girdiğiniz yeni sitelerdeki oturumlarınızın bilgileri tutulmaz ya da otomatik olarak doldurulan şifre kısımları çalışmaz
  • Ziyaret edilen web-sayfaları(Visited Pages, History). Geçmiş olarak adlandırılan “History” kısmında herhangi bir kayıt tutulmaz. Böylece biraz kaba ve acı olacak ama “veri casusluğunun” önüne geçmiş olunur.
  • Cookies ya da Çerezler de diyebiliriz. Websiteleri tarafından bilgisayarlarınızda oluşturulan bu küçük bilgi yumakları, özellikle bilgilerimi hatırla checkbox’larını işaretlediğiniz zaman tutulur. PB, bu gibi durumlara da son veriyor.
  • Download Files List. PB ile indirdiğiniz dosyaların listesi, bu özelliği kapattığınız zaman kayboluyor. Ancak dosyalara erişim sağlanabiliyor.
  • Önbellek Dosyaları(Web cache Files). PB esnasında web sayfalarındaki cache dosyaları ya da geçici internet dosyaları herhangi bir şekilde disk üzerinde tutulmuyor. Bu bir avantaj gibi görünse de, eğer internet bağlantınız hızlı değilse, tarayıcınız nispeten daha ağır çalışabilir.
  • Formlar ve Arama Çubukları(Form and Search Bars). Çeşitli web-sayfalarındaki form ya da arama çubuklarına girdiğiniz verilerin kayıtları tutulmaz.

Peki PB deneyimi nasıl?

PB’yi aktif etmek için daha öncede söylediğim gibi kısayolu olan Ctrl+Shift+P ‘yi kullanabilirsiniz. Eğer önceden Firefox pencereleriniz açık ise, PB’yi aktif ettiğinizde hepsi kapanıyor ve yeni bir pencere ile karşılaşıyorsunuz.

PB’yi kapattığınızda ise önceki oturumunuzda açtığınız ve PB’yi açtığınızda kapanan tüm pencereler tekrar aktif oluyor. Burada nasıl bir sıkıntı olabilir? Eğer önceden nispeten fazla pencere açık ise, tüm pencerelerin tekrar açılması hem zaman alabilir, hemde fazla bellek kullanıldığı için kullandığınız sistem nispeten yavaşlayabilir (Windows kullandığınızı varsayarsak :) ). Ayrıca PB’yi opsiyonel olarak değil de, Firefox’u her açışınızda sürekli kullanabiliyorsunuz. Bunu yapmak için Options kısmının Privacy bölümünde bulunan History seçeneğini Custom işaretleyip, Automatically start Firefox in a Private Browsing session‘ı tıklamanız gerekiyor.

Son demler…

Firefox bu konuda oldukça iyi iş çıkarmış. Birçok kişi sırf bu güvenlik nedenlerinden dolayı 3rd parti yazılımlar kullanıyordu. Ücretsiz sunulan bir internet tarayıcısı ile PB özelliğinin gelmesi ile Anonymous sörf yapma deneyimi sunan yazılımlar, eğer çok ekstra bir özellik sunmuyorlarsa, tarih olabilirler. Firmanın 2010′un ilk çeyreğinde kullanıma sunacağı FF 3.6′yı merakla bekliyorum. O zamana kadar sanırım FF 3.5 ve Chrome ile idare edeceğim ;)

Tags: , , , , ,

Çin halkı ayaklanıyor mu?: 1 Temmuz’da internet’e protesto planı

June 26th, 2009 | No Comments | Posted in Güvenlik

Dile kolay.  Azı yok, fazlası var, aşağı yukarı 1 milyar insan: Dünya nüfusunun %20′si…

Çin için çok şey yazılır çizilir ancak bu aralar özellikle IT alanında gerçekten ne yapacaklarını şaşırmış durumdalar. Bu konuda sanırım nüfusun önemi fazla, nitekim o kadar insanın kontrolünü sağlamak kolay olmasa gerek. Ancak Çin Hükümeti buna da bir çözüm bulmuş gözüküyor: İnterneti Filtrelemek…

Çin Hükümeti yeni aldığı bir kararle Green Dam adı verilen bir yazılım kullanarak, internet trafiğini filtreleyecek. Yeni alınacak bilgisayarlara kurulu gelmesi planan bu yazılım için, üreticiler ya da ürün satıcı firmalar çoktan alarma geçtiler bile. Ana amacın Pornografik İçeriği engellemek olduğu söylense de, günümüz dünyasında kişisel haklara tecavüz niteliği taşıdığını düşündüğüm bu uygulama akıllarda soru işaretleri uyandırıyor.

Pekinli sanatçı ve aynı zamanda olimpiyat stadyumu tasarımcısı olan Ai Weiwei tabanlı bir grup ise, tüm dünyayı aynı gün interneti boykot etmeye çağırıyor. Weiwei, aynı zamanda Twitter ortamında Hükümet aleyinde İnternet üzerinde yapılan çalışmaları, bloggerlığı, sohbet ortamlarını ve e-posta gönderimini durduracağını söylediği sözlerini, “Bu davranışlarınızı açıklayamıyorum” olarak tamamlamış.

Ben özellikle mevcut çalışan sistemler için, bu filtreleme yazılımının bu kadar çok kişiye, bu kadar kısa zamanda nasıl entegre edileceğini merakla bekliyorum.

Haberin diğer detaylarını bu adresten görebilirsiniz.

Tags: , , ,

Dijital Sertifikasyonlarda tehlike çanları: SHA-1 Hash Algoritmasında açıklık bulundu!

June 16th, 2009 | No Comments | Posted in Güvenlik

Matematik, ne yazıktır ki zamanla teknolojiye yenik düşüyor. Teknoloji geliştikçe saniyede yapılabilecek işlemler donanım cihazlarına bağlı olarak artıyor ve brute force tarzındaki ataklar gün geçtikte daha fazla etkili olmaya başlıyorlar:  [1] , [2]

Bunlardan bir tanesi de SHA-1 özet algoritması için yaşandı. Avustralya’lı uzmanlar 2 üzeri 52. denemelerinde ilgili algoritmayı kırmayı başardılar. Bu hash algoritmasının orta vadede kullanılması, dijital sertifikasyonlarınızı riske atabilir. 2008′in sonlarına doğru kırılma sinyalleri başlayan Dijital sertifikasyon altyapısı, özellikle 200 PlayStation 3 kullanılarak MD5 hash’inin kırılmasına tanık olmuştu. Bu saldırıdan sonra birçok büyük firma, özellikle SSL sertifikalarını daha güvenli algoritmalar olan SHA-1 ve üzerine çıkarmaya karar vermişti. Ancak önceki yazımda da belirttiğim gibi, bir sonraki adıma geçmek orta ve kısa vadede geçici bir çözümdür. Bu görüşüm, SHA-1′in zaafiyet verdiği ile ciddi anlamda özdeşiyor (İlgili yazıdaki 4. paragraf) Mantık basit: uygulamadan önce dizayn edin, tasarlayın!

SHA-2 olarak bilinen SHA-224, SHA-256, SHA-384 ve SHA-512 hash algoritmaları da aynı prensibe dayanıyor. Sadece uzunlukları daha fazla olduğu için, kırılmaları daha zorlu ancak bu saaatten sonra imkansız olmayacaktır. Bu konuyla ilgili Ocak 2010 yılında devreye girecek olan Avrupa Kanunlarına göre, SHA-2 kullanmak zorunlu kılınacak. Bu bilgiyi daha bu haber çıkmadan öğrenmiştim. Uzun vadede düşünen zihniyete “+1″ diyorum.

Aslında bakmayın, SHA-1 2006′dan beri çoktan sinyal vermeye başlamıştı ancak günümüz teknolojisi ile bu algoritmayı kırmak, çok daha kolay bir hale geldi. Bu konu hakkında daha güvenli ve yeni algoritmalarla ilgili bir yazıyı önümüzdeki günlerde yayınlamak istiyorum.

Peki bundan sonra ne olacak?

Bu konunun uzmanı olan NIST (US National Institute of Standards and Technology) kurumu, yeni bir hash algoritması geliştirmek için bir yarışma başlatmıştı. 2008′in Ekim ayında sonlanan yarışmaya, 50 geliştirici takımı katılırken, kazanan algoritma SHA-3 adlandırılacak ve 2012 senesinde güvenlik alanında bir standart olacak.

Tags: , , , ,

Microsoft uyardı: XP dahil eski işletim sistemlerindeki Quicktime zaafiyeti, çok riskli!

May 29th, 2009 | No Comments | Posted in Güvenlik

Gün geçmiyor ki, Microsoft İşletim sistemlerindeki açıklıklar tehlike yaratmaya devam ediyor. Bu seferki hedef,  eski sürüm Windows İşletim Sistemleri. Zayıflık (Vulnerability) bulunan bu sistemlere uzaktan erişim yoluyla malware çalıştırmak mümkün oluyor. Bu malware, Windows sistemlerdeki DirectX’i kullanarak Quicktime dosyalarının açılması (Quicktime parsing filter) ile ortaya çıkıyor ve saldırı yapan kişiler bilgisayar kontrolünü tamamen ellerine geçirebiliyor. Bunun başlıca sebebi olarak internet gezginlerinin otomatik olarak video dosyalarını açmaları gösterilmiş. Ziyaret ettiğiniz sitede, saldırı amaçlı olarak bulunan bir Quicktime video dosyası var ise, video otomatik olarak başlayacağı için tehlikede sayılabilirsiniz.

Windows 7, Vista ve Server 2008′in durumdan etkilenmemesi ise işin başka bir boyutu. Sorun daha çok 2000, XP ve Server 2003 sistemlerini kapsıyor. Hangi sürüm işletim sistemlerini kapsadığını şuradan bakabilirsiniz. Şu an çeşitli çalışmaların yapıldığı sorunla ilgili olarak tam çözüm Microsoft’un KB971778 ‘nolu servis kodu.  Sorunu çözmek için bu adresi kullanarak, “Fix it” ikonuna tıklayabilirsiniz (Çeşitli tavsiyeler için yine KB971778 sayfasını okuyabilirsiniz).

Microsoft’un ek olarak duyurduğu güvenlik önerileri için bu siteleri ziyaret edebilirsiniz: [Technet 1][Technet2]

Tags: , , ,

2009 yılında ATM/debit kart dolandırıcılığında artış bekleniyor

May 17th, 2009 | No Comments | Posted in Güvenlik

Dijital yaşam hayatımızı kolaylaştırmakla beraber, ne yazık ki riskleri de beraberinde getiriyor. Analog sistemlerin her zaman daha güvenli olduğunu savunan ve babamın ödediği her faturanın kaydını tutmasına tanık olan biri olarak, kesinlikle söyleyebilirim ki: evet ne yazıktır ki sistemler güvensiz. Bakın burada teknolojiler güvensiz demiyorum, sistemler güvensiz ve bu sistemleri yöneten kişiler bir o kadar daha güvensiz, çünkü birçoğu için konuşacak olursam; birçok güvenlik ve sistem uzmanı teknolojiyi yakından takip etmiyor: hepsi Analog’çu. Bunun en basit örneğini geçtiğimiz aylarda elime geçen bir kurumun, bir güvenlik cihazı şartnamesinde açıkça gördüm. Kurum sistemlerine HSM alacak. Tüm dünyanın IP’ye geçtiği bu dönemde, hala analog ve seri bağlantılara şart koşan ve belki biraz ağır olacak ama örümcek beyinlilerin yönettiği her kurum, ne yazıktır ki kaybetmeye mahkumdur.

Konuyu biraz saptırdım belki ama kafanızda ufak bir fikir oluştuğunu düşünüyorum. Evet ATM dolandırıcılığına en yakın örneğimizi geçtiğimiz aylarda yazmıştım. Şimdi de Actimize adlı bir araştırma şirketinin bu konudaki araştırma verilerine değineceğiz. Firmanın araştırmasına göre yaklaşık %80 finansal servis yöneticisinin (toplamda 113 kişi katılmış) tahminlerine göre ATM/debit kart dolandırıcılığı 2009 senesinde artış gösterecek. Notlardan bazıları şu şekilde sıralanıyor:

  • 2008 senesindeki dolandırıcılık sayısı, 2007′ye oranla 2 haneli rakamlara ulaşmış
  • Araştırmaya katılan %80 uzman, 2009 senesinde bu sayının  artacağını ve yine %35 katılımcı bu artışın %10 ile 14 arasında olacağını öngörüyor.
  • Katılanların %50sinden fazlası ilgili dolandırıcılık ve atakların dışarıdan değil, bizzat müşterilerinden olacağı görüşünde (Risk almaya değer mi? dedirtiyor)
  • Öngörülen ihmaller özellikle ilgili şirketin genel harcama, call center hacmi ve müşteri güvenilirliğinde yoğunlaşıyor

Örnekleri arttırmak mümkün. Şirketin sunduğu raporun haberine yukarıda verdiğim adresten ulaşabilirsiniz. Bir finans kurumunun özellikle ilk oturtması gerektiği departmanın IT olduğunu düşünüyorum. Özellikle mevzu para ve finansal işlemler olunca, kurumların daha hassas güvenlik önlemleri alması gerekiyor. Ancak hepsi bunun bilincinde ve gerekli yatırımı yapıyorlar mı, esas sorgulanması gereken bu sanırım.

Tags: , , , , ,

tips&tricks: GMail’de https aktif etmek

May 11th, 2009 | No Comments | Posted in Güvenlik

Bundan böyle ufak tefek güvenlik önerilerimi PC alanında pek bilinen tips&trick konseptinde sunacağım. İlk durağımız GMail.

Geçenlerde gmail’imin hem arayüzünü değiştirmek, hemde bazı ayarları yapmak için kurcalarken farkettim. HTTPS olarak bilinen Secure HTTP yani güvenli HTTP protokolüm aktif değilmiş. Küçük bir güvenlik açığı, özellikle dizüstünüzden public ortamlarda giriş yaptığınız zaman kullanıcı bilgilerinizi ele verebilir. Bu küçük açığı kapatmak için gmail’inize giriş yapın. Adres satırında şöyle bir ifade görüyorsanız, bu güvenlik aktif değil demektir:

http://mail.google.com/mail/?shva=1#inbox

Güvenliği aktif etmek için sayfanın yukarısından Settings/Ayarlar kısmına tıklıyoruz. En alttaki Browser connection/Tarayıcı bağlantısı kısmından, Always use https/Her zaman https kullan seçeneğini seçiyorsunuz. Daha sonra GMail ‘den çıkış yapıp, tekrar giriyoruz. Bu kısım her zaman etkin olmayabilir, bu nedenle yeni bir pencere açmanızı tavsiye ediyorum. Yeniden giriş yaptığınızda tarayıcınıza bağlı olarak bağlantının şifreli yapıldığına dair, küçük bir kilit belirecek. Ben firefox kullandığım için özellikle adres çubuğumda şu beliriyor:

https://mail.google.com/mail/?ui=2&shva=1#inbox

Özellikle dizüstü kullanıcısı ya da birden fazla kişinin kullandığı bir platforma sahipseniz bu güvenlik tedbirini almanız gerekiyor. GMail’in konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamaya buradan ulaşabilirsiniz. Türkçe’si mutlaka vardır, bir gözatın derim :)

Ayrıca Google uyarmış:

  • The Gmail gadget for iGoogle doesn’t support https.
  • Gmail Notifier users must download a patch for Notifier to work with this setting. Learn more
  • Errors in the Gmail for mobile application may result from enabling this setting. Learn more
  • Errors in Google Toolbar may result from enabling this setting. Learn more

Tags: , , ,

Şifrelerinizi unutuyor musunuz? İnternet üzerinden Şifre Yöneticisini kullanın!

May 11th, 2009 | 1 Comment | Posted in Güvenlik

Artan internet kullanımı nedeniyle çeşitli internet sitelerinde kullandığımız çok farklı şifreler bulunuyor. Hepsi için tek bir şifre kullanmak ta bir yöntem ancak özellikle bazı kritik olarak adlandırdığımız çeşitli güvenlik unsurları sunan siteler için çok kapsamlı şifreler oluşturmak durumdayız ( En az 8 haneli, büyük-küçük harf yanında, sayılar ve çeşitli karakterler: “SecUr3-iTy/fiRsT” gibi. Hal böyle olunca bu tarz şifreleri hatırlamakta oldukça zorlaşıyor. Kendi adıma konuşacak olursam, kendime bir şablon belirliyorum ve genel olarak tüm sitelerde bu şablonu uyguluyorum. 1.harf küçük, 2.normal, 3.hece büyük, bundan sonra gelen harfler L33T şeklinde gibi. Bu konuda daha detaylı bir yazıyı hazırlıyorum, ilerleyen günlerde paylaşırım.

Şifreler zor dedik, ancak güvenliği de elden bırakmamak gerekiyor dedik. Bu konuda özellikle dün karşılaştığım bir internet sitesini paylaşmak istiyorum: Clipperz.com . Hizmet tamamen internet üzerinden gerçekleştiriliyor. Bu hizmet online olarak şifrelerinizi güvenli olarak saklamanıza yardımcı oluyor. İnternet tarayıcınızdan yapacağınız işlemler,  lokal olarak yine tarayıcı yardımıyla göndermeden önce şifreleniyor. Şifreleme işlemi yine bir şifre kullanılarak gerçekleştiriliyor ve ne şifre, ne de bilgiler açık olarak clipperz’ın sunucularına gitmiyor. AJAX kullanılarak internet tarayıcı tabanlı bir şifreleme sağlayan ClipperZ‘ın bu hizmeti şu özellikleri sunuyor:

  • Güçlü Şifre gösterimi: Şifrelerinizin güçlü olup, olmadığını bildirir.
  • Uygulama Kilidi: ClipperZ uygulamasını istediğiniz zaman çalıştırabilirsiniz.
  • Güvenli SSL Bağlantı: Tüm işlemler 128-bit’lik veri alış-verişi ile gerçekleşir.
  • 1 kerelik Şifre: OTP olarak ta bilinen bu işlem ile 1 kereye mahsus şifre kullanımı sağlanır.
  • Şifre oluşturma: ClipperZ’la birlikte tamamen rastgele şifreler oluşturabilirsiniz.

Gördüğüm kadarıyla etkin ve son algoritmaları kullanan bir hizmet. Ayrıca twitter gibi mecralardan ya da blog sayfalarından da takip etmeniz mümkün. Bundan böyle PC’nizde ya da hard copy olarak tuttuğunuz şifreleri kaybetme derdinize son verip, İnternet üzerinden şifrelerinize erişmek için bu hizmeti kullanabilirsiniz. Özel olarak gamma sürümü test etmek için twitter üzerinden kendilerine mesaj atabilirsiniz.

Tags: ,

Bilgisayarınızda Zombi var: Torpig BOTNET grubu 70GB bilgi çaldı!

May 8th, 2009 | No Comments | Posted in Güvenlik

Son zamanların gözde saldırı yöntemlerinden biri olarak gösterilen BOTNET sistemleri, siz farkında olmadan dışarıya bilgi sızdırmaya devam ediyor. Zombi Bilgisayarlar (Zombie PC) olarak adlandırılan bu sistem, PC kullanıcısının haberi olmadan arka planda çalışarak internet üzerinde çeşitli zararlara yol açmakla kalmıyor, kişisel bilgilerinizi de  çalıyor. Bunlara örnek olarak; Spam mail göndermek, Spyware ile PC’de yapılan işlem loglarını hedef sistemlere göndermek, web trafiğinizin takip edilmesi ve bunun gibi alternatif spyware, adware, trojan ve virüslere bağlı olarak farklı zararlar ver çeşitlendirmek mümkündür. Bu işlemlerin hepsi siz farkında olmadan yapılır. Yapmanız gereken tek şey, sisteminizi fazla kasmayan ve efektif bir güvenlik yazılımı kullanmak. Benim tavsiye ettiklerim arasında: Norton 360 ve Norton IS (ya da Gamer’s Edition), Kaspersky IS ya da AV, ESET NOD 32 gibi yazılımları kullanabilirsiniz. Genel olarak komple çözüm sunan Internet Security sürümleri gayet iyi iş çıkarabiliyorlar. Ücretli sürümlerini kullanmanız tavsiye olunur. Bu arada Norton yavaş diyenlere, özellikle Gamer’s Edition sürümünü denemelerini öneririm.

Gelelim konumuzun özüne. Dedim ya BOTNET’ler oldukça zararlı diye. Bunun en büyük avantajı tüm ZOMBİ’lerin birlikte hareket edebilmesi. Bu gruplardan biri olan ve “Torpig botnet” olarak bilinen BOTNET ağına sızan güvenlik uzmanları, çeşitli analizler yaparak bu grupların hangi programlara sızdığını tespit etmiş. BOTNET grubu yaratıcılarının yazdığı politikalara göre özellikle 20dk aralıklar boyunca; Mozilla Thunderbird, Microsoft Outlook, Skype, ICQ ve diğer 26 uygulamanın kayıtlarını kendi sunucularına aktaran Torpig botnet ağı, bu data alış-verişi toplamında tam 70GB’lık veri elde etmeyi başarmış gözüküyor. İlgili uygulamaların güvenlik tedbirleri olsa bile (SSL gibi) Torpig’in sistemi bu şifreleme gerçekleşmeden login ve şifre bilgilerinizi çalmaya yönelik…

Yetkililerin söylediğine göre bu BOTNET sistemine kayıt olan (tabii ki istemdışı) PC sayısı yaklaşık olarak 180,000 civarında. Tespit edilen IP sayısı ise tam olarak 1,200,000 olarak belirtilmiş. ZOMBİ Sisteminin rootkit kullanılarak gerçekleştirildiği ve ilgili bilgisayar sabit diskinin MBR’sini tekrar yazılarak, henüz boot edilmeden önce aktif edildiği için sistemde anti-virüs ya da güvenlik yazılımlarını bypass ettiği vurgulanmış.

İlgili güvenlik raporunu PDF formatında okuyabilirsiniz.

Tags: , , , , ,