Browse > Home / Archive by category 'Business'

| Subcribe RSS

Bir seneyi daha geride bırakırken 2011 ve sektörde gelişmeler

Benim için sektörel anlamda oldukça verimli geçen bir seneyi daha geride bırakırken, danışmanlık alanındaki 3. senemi doldurmanın da özellikle doyum ve nitelik açısından hazzını yaşıyorum.

2010 senesinde yaşadığım üzücü birkaç deneyimden sonra sektöre daha farklı bir bakış açısıyla yaklaşmaya başladım. Rakiplerini kötüleyenlerden tutun da, rakip olmalarına rağmen sırf eş-dost muahbbetiyle bilgi çalmaya yönelik toplantılara da şahit oldum. Varsın olsun, bunlar örümcekleşen zihinlerin getirdiği ve sadece para kazanmaya ve rakipleri kötülemeye yönelik hareketler olmaktan öteye gidemedi.

Profesyonel olmak deneyimle değil, iş ahlakıyla birlikte rakiplerinize olan saygınızı hatta ve hatta onların yaptığı işleri benimseyip, daha iyilerini yapma prensibini edinmekle olur.

Bu olumsuz girişten sonra biraz da olumlulardan bahsedelim. Bu sene yaklaşık 10’a yakın projeye imza attık. Kimisi sadece migration’lardan ibaret iken, bazıları extension ve son olarak birçok alanda Türkiye’nin önde gelen firmalarıyla yine Türkiye adına büyük projeler yaptık. Birçok girişim yaptığımız alanlar da oldu ancak çeşitli nedenlerden ötürü bu girişimlerimizden olumsuz sonuç alsak ta, hatalarımızdan ders alarak ilerlemesini bildik.

Ayrıca izlediğim ve izlenimlerim kadarıyla Güvenlik alanına olan ilgi artmaya devam ediyor ve bu artarak devam da edecek. Bunda özellikle Ferruh ve Huzeyfe‘nin çalışmalarını büyük bir beğeni ile izliyorum. Birçok yerde farklı seminer, konferans ve eğitimler vererek insanların bilinçlenmelerini sağlıyorlar. Özellikle Ferruh’un yurtdışındaki girişimi Netsparker da oldukça beğeni kazandı. Hayatımızın WEB’e doğru kaymasıyla özellikle bu alanlarda Güvenlik Testleri, E-mail Güvenliği, Kod Açıkları, E-Ticaret, DDOS gibi alanlardaki artan zaaflar ciddi bir potansiye arzediyor. Bu konuda daha kapsamlı bir yazıyı Ocak ayında yazacağım.

2011 benim için deneyimlerimi daha net pekiştireceğim ve ilgi alanlarımla birlikte belki de farklı alanlara yoğunlaşabileceğim bir sene olacak. Şimdiden herkesin yeni senesini kutluyor ve tüm emellerinizi gerçekleştireceğiniz; hem profesyonel hem de sosyal anlamda başarılarla bir sene diliyorum.

Unutmayın en değerli ve geri getiremediğiniz şey zamanınız. İyi değerlendirin.

Tags:

Cloud Computing, Bulut Bilişim evrimi başlıyor

September 28th, 2010 | No Comments | Posted in Bilgi Teknolojileri, Business, Konferans, Technology

Cloud Computing kavramına her ne kadar Bulut Bilişim demeye pek yanaşmasam da, sanırım en genel ve yakışan çevirisi bu olacaktır. Geleceğin teknolojileri olarak lanse edilen Cloud Computing, en genel anlamda; internet bazlı çalışma sistemine dayanarak, birçok istemci/server tarafından paylaşılan kaynak, bilgi ve işlem gücünü temsil ediyor. Bu konunun liderlerinden olan Salesforce.com’un CC hakkında yapmış olduğu bir video bulunuyor, izlemenizi öneririm:

Konuyla ilgili olarak geçtiğimiz hafta EMC’nin düzenlemiş olduğu Cloud Computing konferansına katıldım. Konuları anlık olarak twitter hesabımdan aktarmaya çalışsam da, derlediğim tüm notlarımı bu blog yazımda toplamaya karar verdim. Konferansa birçok firma değişik ve benzer çözümleriyle, Cloud Computing’e yaklaşımlarını ve planladıkları roadmap’lerini paylaştılar.

Konferans’ın en etkili firmalarından olan VMware’in sunumunu yapan 2. başkanı Türk asıllı Enis Konuk’tu. Günümüz hakkında bilgiler aktardıktan sonra çarpıcı bir açıklama geldi: 2009’un son çeyreğinden itibaren sanal sunucular, fiziksel sunucu satışlarını geride bırakmaya başlamış. Geleceğin bilgi havuzlarının zettabyte seviyesine çıkma beklentisiyle birlikte Cloud Computing’in önemine değinilirken, 2020 itibariyle 35 zetabyte data beklentisinin olduğunu ve bunun da 75 milyar tam dolu 16GB’lik iPad bilgisine eşdeğere olacağı aktarıldı. Bu değer günümüzdeki tüm dataların 44 katına eşdeğer; kabaca 20 senede 44kat artış beklentisi var diyebiliriz (Bu arada hatırlatmak gerek: 1 zettabyte = terabyte x gigabyte).

Dünya’daki %84 sanallaştırma hizmetleri VM üzerinde yer alırken, VM’in özellikle gelecekte halka açık cloud veri merkezleri ve sanal masaüstü planları var. Ayrıca firmanın Cloud kavramına yaklaşım sergilediği motto’su da bir hayli hoşum gitti: Virtual Roads, Actual Clouds

Sahneye Türkiye servis sektörünün 2.si olan Koç Sistem çıkarken, firma özellikle Cloud Computing yönetiminin çok zor olduğunu, altyapının hazır olmasına rağmen özellikle entegrasyon açısından sistemin bir hayli sancı çekeceğini dile getirdi.

Bulut Bilişim’in hedefleri arasında: Global Workload Deployment, Data Center Management ve Information Security kavramları yer alıyor. Bu noktada Uber Cloud olarak tanımlanan firmalar arasında Google, Amazon ve Microsoft bulunuyor. Girmesi kolay ama çıkması zor bir model olarak öne çıkan Uber Cloud firmaları, daha çok service provider olarak tanımlanıyor diyebiliriz. EMC’nin Private Cloud kavramında ise; maliyetleri azaltmak için IT Üretkenliği (IT production, lower costs), Servis kalite arttırımı için İş Üretimi ( Business production (improve QoS) ve Servis olarak IT (IT as a Service (Improve agility – facebook örneği) gibi kavramlar yer alıyor.

Ve sahneye Cisco çıkıyor. Cisco’nun Cloud Computing tanımı ise oldukça başarılı: ” Anywhere, Anyone, Any Service” – “Herhangi bir yerde, herhangi biri, herhangi bir servis”. Cisco’ya göre Cloud’a geçiş’in nedenleri 3 aşamada sıralanıyor: Higher cost of ownership, Silo resource pools, Longer provisioning time. Cloud Sistemlere geçiş ile birlikte özellikle SMB şirketlerinin avantaja sahip olacağı vurgulanıyor. SMB’ler özellikle, klasik IT çözümlerine alternatif olarak ucuz ve etkin Cloud çözümlerini seçecekler.

Biraz da Cloud Service’lerin çeşitliliklerinden bahsedelim:

Software-as-a-service (SaaS)
Önceden ayarlanmış ve web-browser’larımızdan kolayca eriştiğimiz servisler olarak tanımlayabiliriz. Tüketiciler ve iş çözümleri olarak herkes tarafından kullanabilecek olan servisler. WebEx, Google Apps, salesforce.com u örnek olarak gösterebiliriz.

Platform-as-a-service (PaaS)
Platform geliştirmek için tasarlanan bu sistemle birlikte, geliştiriciler kendi uygulamalarını ya da ara-yazılım olarak tanımlanan middleware’lerini geliştirebiliyor. Bu servislere örnek olarak Google AppEngine ve MS Azure Service sistemlerini gösterebiliriz.

Infrastructure-as-a-service (IaaS) Sanal Sunucular ve IT,  internal cloud ya da servis sağlayıcılar olarak tanımlanabilir. Yabancıların pay-as-you-go olarak tanımladığı servisler olarak ta adlandırabiliriz. Amazon Elastic Compute – EC2 @ S3, Terramark, Google Base gibi hizmetler örnek olarak gösterilebilir.

Amerika’da devler kuruluşu olan NIST’in Cloud Computing Tanımı ise 3 aşamadan oluşuyor. Ayrıntılarına fazla girmeyeceğim, detaylı bilgi için ilgili dökümana gözatabilirsiniz

  • Essential Characteristics
  • Service Models
  • Deployment Models

Evet genel olarak firmaların Bulut Bilişim’den beklentileri, öngörüleri bu şekilde sıralanıyor. Şimdi biraz da, olabilecek sıkıntılardan bahsedelim:

Cloud yapısının henüz hala gelişme aşamasında olduğuna değinmemiz gerekiyor. Her firmanın bakış açısı, çözümleri, üzerinde durduğu ve yoğunlaştığı farklı alanlar var. Bu nedenle açıklamalar, kullanım alanları, teknolojiler, riskler, sorunlar ve yararlar hala tam olarak belirlenebilmiş ve standart olarak tanımlanabilmiş değil. Gelişme aşamasında olduğu için zaman içinde terimler daha net bir biçimde ortaya konacaktır.

Tüm bu bilgiler ve kavramlar doğrultusunda, ortaya çıkabilecek en büyük engellerin başında; Güvenlik, Kontrol, Uygunluluk (Regülasyon) ve Kalite’nin yanında SLA’ler bulunuyor.

Seminer’den aktaracaklarım ve kendi bilgilerimle harmanladığım yazının sonuna gelirken, Cloud Computing kavramının hala emekleme aşamasında olduğunu ancak ciddi bir ivmelenme ile günümüz teknolojilerine aktarılmaya başlandığını hatırlatmak gerek. 2 önceki paragrafta da belirttiğim gibi, yapı hala gelişme yani evrim aşamasında. Evrim tamamlandığında ise, ortaya ciddi bir oluşum çıkacak. Ben özellikle artık evlerdeki PC kavramının tarihe karışacağını ve tüm yapıların sunucu sistemlerine geçeceğini düşünüyorum. Ancak kontrolün bizde olmadığı bir teknolojiden de oldukça çekindiğimi belirtmeden edemeyeceğim:

Peki, Geleceğin Kontrolü kimde olacak?


Tags: , , , , , ,

İşinin erbabı olmak…

June 29th, 2009 | No Comments | Posted in Business, Kisisel

Bir işte ustalaşmak, işin erbabı olabilmek için, o iş alanında birikimin yanında belirli bir süre faal olarak çalışmak ve özellikle yapılan işin ehliyle/profesyonelce yapılması gerekir. Ancak herşeyden önce kafadaki zihniyet önemlidir. Özellikle danışmanlık yapıyorsanız ve çeşitli markalara hizmet ediyor, onların ürünlerini (Benzerde olabilir) pazarlıyorsanız (pre-sales vs), durum biraz daha değişik bir boyut kazanıyor. Bu boyuttan kastım, hangi ürünü müşteriye önereceğiniz yönünde…

Benzer özellikler içeren 2 farklı markanın, 2 tane ürünü var diyelim. İkisi de birbirinden üstün özelliklere sahip ve siz müşteriyi memnun etmeye çalışırken bir yandan da hangi ürünü önersem diye kara kara düşünüyorsunuz. Müşteri haliyle içine sinen, “Case Study” denilen başarı hikayeleri ve referansları nispeten fazla olan markaları tercih ediyor, etmekte haklı da. Peki danışmanlık yapan taraf olarak buradaki ana felsefe ne olmalı? Müşteriye objektif mi yaklaşmalı yoksa çeşitli “trick” ler ile kendimize en fazla kar oranı sağlayacak ürünü mü tercih ettirmeli? – Burası biraz muamma olsa da, ben şahsen objektif yaklaşılmayı uygun görüyorum. Bu kısmı başka bir yazıda detaylı  tartışırız…

Atilla İlhan’ın beğendiğim bir sözü var:

“Eh, erbabıdır, dedik, verdik dizginleri eline, halt etmişiz. Dolapçının, fırıldakçının biri çıkmaz mı?”

Anladınız siz onu 🙂

Birde bazen sıklıkla karşılaşıyorum, gözüme batıyor; eğer bir kurumu temsil ediyor(ya da çalışıyorsunuz) ya da belirli bir yerde çeşitli yazılar (Gazetecilik ya da internet yayıncılığı gibi) yazıyorsanız, cümlelerinizi daha dikkatli seçmelisiniz. Çoğu zaman benimde başıma gelir ve bu noktada Kişisel Görüşüm’dür tabirini kullanırım. Aksi halde bazı kesimler yazınıza gölge düşürebilir ve yazdığınız yazı/anlatmak istediğiniz ana-fikir bir anda değerini yitirerek, farklı boyutlarda yorumlanabilir.

Özellikle Türkiye’de bazı teknolojilerin/sektörlerin oturmadığı ve müşterilerin nispeten bilgisiz olduğu ve bir konu hakkında bilgi talep ettikleri belirli zamanlarda Atilla İlhan’ın da sözünde bahsettiği durumlarla karşılaşabiliyoruz. Bu vatadaşlar, hele ki bu ahkamlarını nispeten bilgili insanların olduğu ortamlarda paylaştıklarında oldukça komik duruma düşüyorlar…

Şu gereklidir, bu gereklidir, şu olmazsa olmaz, şunu yapmazsanız kaybedersiniz, X markanın şu yönde eksileri var, Y markasını (kendi temsil ettiği) kesinlikle entegre etmelisiniz diye tutturanlar nasıl bir değer elde etmek istiyorlar, merak ediyorum doğrusu . Halbuki aksine bilgi taslayacağım diye acınası duruma düştüklerinin farkında bile değiller (En azından bilgi sahibi insanlar karşısında komik kaçıyor!).  İhtiyaç varsa yapılır, gerekli sistemler ve uygulamalar önerilir; yoksa da mevcut duruma ve kurumun yapısına göre ayrı/farklı bir strateji oluşturulur/oluşturulabilir.

Danışmanların esas görevi,  çeşitli stratejik opsiyonları müşteriye sunmaktan ibarettir, fazlası değil…

Tags: , ,
  • Site istatistik

    Bugünkü ziyaret: 26
  • Add to Technorati Favorites

    Mail adresinizi girin:



  • Google Connnect
  • RSS DarkHardWare News